Minihostels Hostel Network
Home      Find your next hostel arrow Backpacker Articles arrow Ekvator
Find your Next Hostel
 
Ekvator Yazdýr E-posta
Ecuador
ecuador_sq.jpg

 

  Ocak ayiydi, ben zaten universiteyi bir donemligine dondurup Latin Amerika'da gonullu olarak calismaya bir kac ay oncesinden karar vermistim. Quito'da bir evde kalip bir cocuk kliniginden gonullu olarak calisiyordum. Fakat stajim henuz baslamamisti, ayni evi paylastigimiz diger gonullulerin calismasi gerekiyordu, ben ise bugunu kendime ayirmaya karar vermistim. kahvalti ederken evdeki Senora, bugunu iyi bir sekilde degerlendirmek istiyorsam teleferige binip 2900 mt. yukseklikteki sehirden daha da yukseklere dagin tepesine cikmam gerektigini soyledi.  Zaten gunu nasil gecircegimle ilgili en ufak bir fikrim olmadigindan bu fikir cazip geldi. Bende sabahin 08:30 unda atladim taksiye ve yola koyuldum. 

Teleferige vardim. Dort pesoluk giris ucretini odeyip, ispanyolcamin el verdigi kadar yanimdaki ekvatorlu aile ile muhabbet ettikten sonra tepeye vardim.

 
Teleferigin vardigi nokta kafamda canlandirdigim kadar da bir doga harikasi degildi. Kafamda sekillendirdigimden farkli olarak icinde fotograf dukkani, hediyelik esya satan magazalar, ve lokantalar olan bir alis-veris merkezinin var olmasiydi. Ama zaten ben oraya vardigimda henuz hepsi kapaliydi. Saat daha 10:00 bile olmamisti. Ayrica da hava kapaliydi. Dolayisiyla bahsettikleri gibi tepeden ne sehri ne ulkeyi nede 100 mt. ilerisini gorebiliyordum. Megerse sonradan ogrendigime gore Quito'da sabahlari hava hep kapali oluyormus. Tamam zirveye ciktim iste de, eee simdi ne yapicaz?

 
Tekrar teleferige binip geri donmek hem zaman hemde para kaybi anlamina gelecekti. Derken gozume arabalarindan inip yukari dogru yuruyuse cikan insanlar ilisti. Ama hepsinin uzerinde kalin ruzgarliklar, yuz maskeleri, yuruyus botlari vardi, bende ise sadece kollari yarim bir kazak ile bir pantalon. Ama yinede gozumu karartip yuruyuse cikmaya karar verdim.

Bir kac dakika ortalikta dolastiktan sonra manzara izlemeye uygun bir nokta buldum. Ama hava cok kapali oldugundan hic bir sey gozukmuyordu.  Sonra neredeyse saklanmis bir yol gordum. Buyuk bir ihtimalle bir cesit servis yoluydu bu. Teleferico calisanlari bir kabloda veya herhangi bir seyde bir problemm oldugu zaman teleferige paralel oldugunu dusundugum bu yoldan ilerleyip arizayi gideriyorlardi. Dolayisiyla beni teleferin izinden gitmemi saglayacakti bu yol. Hem en kotu ihtimalle bir park yerine vardiktan sonra geri donerim diye dusundum ve yola koyuldum.

 
Yurumeye baslayali henuz bes dakika olmamisti ki yolu demir tellerle kapanmis oldugunu, ve gecebilmemi saglayacak olan kapinin onunde uzun boylu uniformali elinde makinali tufek tutan bir asker gordum. Hmmm... Bacaklarimda bir titreme hisstemege basladim.

- Puedo pasar? diye sordum.

- No.

- Ehhh... y por que?

- Esta prohibido.

 
Pekala, madem ki gecis yasak diyorsun. Madem orada bir yol var, neden gecmeme izin vermiyorsun anlamadim ama, azicik ispanyolcamla elinde kocaman bir silah tutan adamla tartismaya girecek degilim ya.

"Chica!" diye bagirdi. "Siga nomas".

Geceyim mi? Ilginc ve ani bir karar degisikligi olmustu bu gerci ama, dedigim gibi bu adamla tartisma fikrine bir turlu sicak bakamiyordum. Bende kapidan gecip yurumeye devam ettim.

 
Bir muddet yurudukten sonra anladim ki bu yol teleferigin servis yolu degilmis. Cunku beni teleferigin paralelinde degilde, cok daha uzaklara goturuyordu. Artik ne teleferigi ne de sehri gorebiliyordum. Ama her ikisini de su onumde ki tepeyi gecince gorecegime kendimi ikna ettim. Ama simdi yol ikiye ayriliyordu. Birini secip yoluma devam ettim. Ama etrafim hep inek kayniyordu simdi de.

 
Her yerde inekler, tavuklar, citler ve otlakliklar vardi. Artik daha fazla kendimi kandirmanin alemi yoktu. Evimden cok uzak olan, dilini azicik konusabildigim bir ulkede, hic kimsenin olmadigi bir yerde tek basima kaybolmustum. Bu "servis yolunda" simdiye kadar ne bir arabaya ne de bir insana rastlamistim. Ama bu yolda ilerlemekten de baska bir carem yoktu. Derken karsima bir ciftci cikti. Kayboldugumun ve yardima ihtiyac duydugumun farkindaydim.

- Ehhh... donde esta la ciudad?

- La Ciudad?

- Si... como camino hasta la ciudad?

Iste bu cilgin gringo kizi otlaklarin arasinda kaybolmus yolunu bulmaya calisiyor.

- De donde eres? diye sordu bana.

- Los Estados Unidos

- Estas solita?

"Si" diye cevap verirken tedirgin bir gulumsemeyle "solita" dedim. Yalniz oldugumu ondan saklamanin bir manasi yoktu. Burada hic bir seyin ortasinda tek basima oldugum gun gibi asikardi, ayrica ben o ciftciden hem daha agir hem de daha uzun boyluydum. Buraya nasil vardigimi sordu. Bende ona kisa bir ozet gectim. Sonra bana sehre nasil varmam gerektigini anlattiktan sonra, buralarda tek basima dolastigim icin kibarca ne kadar salak oldugumu anlatti.

 
Yaklasik bir bucuk saatlik bir yuruyusun ardindan arabalarin gectigi bir yola ciktim. Bir taksiye atlayip hemen sehre geri dondum. Aslinda saat hala cok erkendi, ama ben cok yorulmustum ve bir an once eve donmek istiyordum.

 
Bu noktada sapsal macera anlayisimdan daha cok safligima sasirmis olabilirsiniz. Fakat bu yolculuk Ekvator'daki hayatimi unutulmaz kilan nice yolculuklarin sadece ilkiydi. Hayat varilacak noktasi olan bir yolculuk degildir, hayat o yolculugun ta kendisidir diye bir deyis vardir. Ekvator kesinlikle kocaman bir yolculuktur. Otavalo'ya sehir merkezine gidersiniz, oradan eskiden tren yolu olan patikalardan yurursunuz. Suyun sesini takip edersiniz, ve bir anda karsiniza sahane bir selale cikar. Donerken onunuzden keci surusunu su icmeye goturen dokuz yasinda bir cocuk gecer. Sessizce onlari takip eder ve inanilmaz guzellikteki baska bir sulak alana denk gelirsiniz. Etrafta yurumek Ekvator'da en fazla tercih ettigim yolculuk bicimiydi. (Tabii sizi 3 dolara ulkenin her yerine goturen otobusler haric) Biraz dolasir, sonra hosuma giden bir yerde biraz dinlenir sonra yurumeye devam ederdim. Issiz yerlerden bir cok insandan bir cok ilginc bakis almadim degil ama sahane yerlerde kesfettim. Zaten Ekvator'da sehir planlamasi iyi olmadigi icin sokak isimlerine falan bakarak yolunuzu bulmak biraz zor. Rehber kitaplari genelde yenilenmemis, ama yine de fark etmez, cunku etrafta dolasip kesfedilecek y uzlerce mekan var.

 
Ekvatot gercekten sahane bir ulke. Ekvator cizgisindeki cografi konumu, ulke icindeki degisken yukseltileri ile dunyanin hic bir yerinde olmayan bir dogal zenginlige sahip. Daglara tirmanabilir, sahilde gezinebilir, okyanusta yuzebilir, yagmur ormanlarinda dolasabilir, modern sehirlerde eglenebilir, sorf yapabilir, kanoya binebilir, at sirtinda gezinebilir, metroya binip bir muzeyi ziyaret edebilir, yada bisiklete binip butun sehri turlayabilirsiniz.

Siz bana uyup nereye gittigi belli olmayan, silahli adamlarin korudugu yollardan tek basiniza gecmeyin. Ozellikler sehirdeyken esyalariniza sahip cikmalisiniz. Silahli soyguna cok rastlanmasada,bir kac arkadasimin basina kap-kac olayi geldi. Yaninizda cok para tasimayin, ve eger yaniniza pasaportunuzu almissaniz iyice saklayiniz (ki genellikle pasaportu evinizde birakmak en iyi secenek olacaktir) Ama biraz dikkatli olursaniz (kesinlikle benim uzerinde calismam gereken bir konu) basiniza bir sey gelmeyecektir. Ekvatorlular cok arkadas canlisi insalardir, ve yabancilarla konusmaya bayiliyorlar. Eger ABD'li iseniz ABD hukumetine karsi alinacak elestirilere hazir olmalisiniz, ama ekvatorlular genelde hukumletlerle ulkenin insanlarini ayirmak konusunda iyi is cikariyorlar.

 
Sehir merkezinden caddeler biraz kirli sayilabilir, ama sehir disi tek kelimeyle harika. Her ne kadar turist sayisi her gecen yil artsada turizm genel olarak henuz yeteri kadar gelismis degil. Herhangi bir yolda yurumeye baslayin kesinlikle inanilmaz guzellikte bir yere varacaksiniz.

 
Guzel, ucuz, yapilacak milyon cesit aktivitesi olan, kucuk sahane bir ulkedir Ekvator her gezginin ruyasinda olan.

Iyi yolculuklar!

 

Advertisement


Directorio de Empresas de Hoteles